top of page

"Ne Yapsam Değişmeyecek": Ergenlerde Öğrenilmiş Çaresizlik, Psikolojik Sağlamlık ve Bilişsel Esneklik

Yazarın fotoğrafı: Tolga V
Tolga V
6 Eyl
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 28 Eki


5. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, 2023 İstanbul
5. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, 2023 İstanbul

5. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi'nde sözlü bildiri olarak da sunduğum, Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji alanındaki yüksek lisansımda, 12-22 yaş arasındaki gençlerin dünyasına odaklanan detaylı bir araştırma yaptım. Amacım, ergenlik dönemindeki gençlerin karşılaştıkları engeller karşısında neden bir süre sonra pes edip "Ne yapsam olmuyor, hiçbir şey değişmeyecek" hissine kapıldıklarını, yani öğrenilmiş çaresizliği ve bunu tetikleyen nedenleri anlamaktı.


Çalışmamın ortaya koyduğu çarpıcı sonuçları herkesin kolayca anlayabileceği bir dille şöyle özetleyebiliriz:


1. Her Şey Zihinde mi Bitiyor? (Psikolojik Etkenler)

Araştırmamda gördüm ki gençlerin çaresizlik hissetmesindeki en büyük pay, kendi iç dünyalarında yaşadıkları duygusal ve zihinsel süreçlere ait.

  • Bir genç sürekli kendini suçlama eğilimi taşıyorsa, geleceğe karamsar bakıyorsa veya "başkaları benim hakkımda ne düşünür" korkusuyla hareket ediyorsa çaresizlik hissi hızla yükseliyor.

  • Buna karşılık, bilişsel esnekliği yüksek olan (yani sorunlara farklı açılardan bakabilen) ve iyimser düşünebilen gençler, zorluklar karşısında hemen havlu atmak yerine çözüm aramaya devam ediyor.


2. Yaşadığımız Çevre ve Hayat Şartları Ne Kadar Etkili?

İncelediğim veriler, çaresizliğin sadece bireysel bir algı olmadığını, çevresel şartlarla da beslendiğini net bir şekilde gösterdi.

  • Ailenin gelir seviyesi, gencin nerede yaşadığı (köy, kasaba veya şehir), aile yanında mı yoksa yatılı okulda mı kaldığı ve kendisini ifade edebileceği bir hobisinin olup olmaması çaresizlik seviyesini doğrudan etkiliyor.

  • Sosyoekonomik imkânsızlıklar ve gençlere yüklenen geleneksel toplumsal roller derinleştikçe, gençlerin pes etme ve pasifleşme ihtimali artıyor.


3. Okul Başarısı ve Çaresizlik Arasındaki Güçlü Bağ

Çalışmamın öne çıkan bulgularından biri de okul başarısı ile çaresizlik duygusu arasındaki ters orantı oldu.

  • Okul başarısı zayıf olan öğrencilerde öğrenilmiş çaresizlik seviyesi belirgin şekilde yüksek çıkarken, akademik olarak başarılı öğrencilerin zorluklar karşısında kendilerini daha az çaresiz hissettikleri görülüyor.

  • Gençlerin pes etme eğilimi cinsiyetlerinden veya anne-babalarının eğitim durumundan ziyade; derslerde yaşadıkları başarısızlık hissi ve eğitim sisteminde yeterli motivasyonu bulup bulamamalarıyla şekilleniyor.


4. Bu Çaresizlik Döngüsünü Nasıl Kırabiliriz?

Araştırmam boyunca sadece soruna odaklanmakla kalmadım, bu durumun nasıl aşılabileceğine dair çözüm yollarını da inceledim. Gençleri bu duygudan kurtarmak imkânsız değil:

  • Çözüm Odaklı Yaklaşımlar: Lise öğrencileriyle yapılan çalışmalarda, doğrudan soruna değil çözüme odaklanan psikolojik danışma yöntemlerinin gençlerdeki çaresizlik hissini ve zihinsel takıntıları azaltmada oldukça etkili olduğu kanıtlanmış durumda.

  • Psikolojik Sağlamlık (Rezilyans): Gençlere sadece "pozitif düşün" demek yeterli olmuyor. Onların zorlu durumlar karşısında yeniden ayağa kalkabilme yeteneklerini (psikolojik sağlamlık), karar alma becerilerini ve cesaretlerini destekleyen bütüncül çalışmalar yürütülmelidir.

  • Bilişsel Esnekliği Güçlendirme (Yeniden Çerçeveleme): Bilişsel esneklik, gençlerin olaylara tek bir açıdan bakıp tıkanmasını önleyebilir. Olumsuz bir durum yaşayan bir gence "Bu olaya ilişkin aklına gelen ilk karamsar senaryo dışında 2 farklı alternatif açıklama getirebilir misin?" egzersizini yaptırmak, çaresizlik kalıplarını kırmada etkili.

  • Sosyal Aidiyet ve Sorumluluk Verilmesi: Araştırmalar, gençlerin okula ve sosyal çevreye aidiyet hissi arttıkça çaresizlik düzeylerinin düştüğünü göstermektedir. Bir kulüpte görev almak, başkalarına yardım etmek veya sosyal sorumluluk projelerine katılmak gençlerde "benim eylemlerim bir şeyi değiştirebiliyor" algısını yeniden inşa eder.

  • Mikro Başarı Deneyimleri (Öz-Yeterlik İnşası): Çaresizliğin temeli "ne yapsam sonucu değiştiremiyorum" inancıdır. Bu inancı kırmak için büyük hedefleri kesinlikle kontrol edebilecekleri küçük adımlara bölmek gerekir. Örneğin; "sınavı kazanmak" yerine "bugün 20 dakika boyunca tek bir konuyu çalışmak" gibi mikro hedefler, beynin kontrol hissini yeniden kazanmasını sağlar.

Özetle...

Yüksek lisans çalışmamın bana gösterdiği en önemli nokta şu oldu: Gençlerin pes etmesi ya da pasifleşmesi onların suçu veya değiştirilemez bir kaderi değil. Doğru bir destekle, esnek düşünebilmeyi öğreterek, bilişsel esnekliklerini güçlendiren, akademik ve sosyal alanda başarı duygusunu tatmalarını sağlayan doğru adımlarla ve umut duygusunu besleyerek gençlerin çaresizlik döngüsünden çıkmalarına yardımcı olabiliriz.


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page